|
| Bizden Duyurular |
|
|
|
|
| Günün Sözü |
|
|
Kim oldugunu öyle bir haykiriyor ki; ne dedigini duyamiyorum. (Ralph Waldo Emerson)
|
|
| Toplam Bilgiler |
|
Toplam Bilgiler
Toplam Haber:
2
Toplam Makale:
7
Toplam Dosya:
0
Toplam Üye:
34
Toplam Ziyaretçi:
1
Toplam Tekil Ziyaretçi:
3079
En Son Üye:
yafes ünsal
|
|
İsim: |
: |
dodurgali_idris |
E-Mail |
: |
dodurgali_idris@hotmail.com |
Şehir |
: |
ÇAKIRI |
Tarih |
: |
2010-03-19 10:58:48 |
Mesaj |
: |
**ÇANAKKALE ŞİİRİ**
Gülmeyiniz ey düşmanlar,
Çanakkale geçilemez.
Bekler nice kahramanlar,
Çanakkale geçilemez.
Filo, filoya dayansa,
Yerler bomba ile yansa,
Siperler kana boyansa,
Çanakkale geçilemez.
On Sekiz Mart Zaferi’ni,
Herkes tanır Türk erini,
Ölür de vermez yerini,
Çanakkale geçilemez.
Türk’ün göğsü, Türk’ün kolu,
İman ile kuvvet dolu,
Aslan yurdu Gelibolu,
Çanakkale geçilemez.
Akan kanlar dönse sele,
Conkbayır’ı geçmez ele,
Dünya kopup gelse bile,
Çanakkale geçilemez.
Birçok milletin askeri,
Yenilerek kaçtı geri,
Anladılar Türk’ün yeri
Çanakkale geçilemez.
TÜM ŞEHİTLERİMİZİN RUHU ŞAAD OLSUN:İDRİS EĞRİ |
İsim: |
: |
Dodurgali_idris |
E-Mail |
: |
Dodrgali_idris@hotmail.com |
Şehir |
: |
ÇANKIRI |
Tarih |
: |
2010-03-18 19:32:46 |
Mesaj |
: |
Şiir
KöyLü KızLarı
Çiçek açar yanağında
İkram eder konağında
İnci boncuk bukagında
Maraldır koylü kızları
Tarlada pancar devşirir
Evde tarhana pişirir
Bir şey sorunca şaşırır
Mahsun olur köylü kızları
Mini etek nedir bilmez
Ne alsan itiraz etmez
Eşini terk etmeyi bilmez
Ruhumdur köylü kızları
Dizi altın şakağında
Top top küpe kulağında
Şeker şerbet dudagında
Bal kaymak köylü kızları
Türkü söyler koyun sağar
Bereket başından yağar
Al yazmayı yan bağlar
Temizdir köylü kızları
Mis gibi güzel yağ yapar
İşe koşar apar topar
Sanmayın yolundan sapar
Asildir köylü kızları
Gülal sizin dostunuzdur
Kalpten sadık kulunuzdur
Cennet sağ solunuzdur
Melek yüzlü köylü kızları
Kaderim
Tattım her çileyi,bu genç yaşımda,
Baharım erkenden,kış oldu gitti;
Ağardı saçlarım,garip başımda
Bütün umutlarım,düş oldu gitti.
Ne kadar talihsiz bir kulmuşum ben,
Tutunduğum dallar,koptu yerinden;
Felek,sillesini vurmuş derinden
Ahlarım,gözümde yaş oldu gitti.
Istırap yükünü,beden çekmiyor,
Gönlün tuttuğu pas,kolay çıkmıyor;
Kimse, çürük yere,çivi çakmıyor
Çürüdü bedenim,tuş oldu gitti.
Acı çekmeyenler,dertten anlar mı?
Dertlinin halini,durup dinler mi?
Bir derman dilesem,gelip önler mi?
Dertlerim ömrüme,eş oldu gitti
İDRİS EGRİ. |
İsim: |
: |
Dodurgali_idris |
E-Mail |
: |
Dodurgali_idris@hotmail.com |
Şehir |
: |
ÇAKIRI |
Tarih |
: |
2010-03-18 19:12:58 |
Mesaj |
: |
**KINALI KUZU** ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN ANISIN:
Yozgat’ın Sorgun kazasının Karayakup köyünden cepheye gelen Murat , bölükteki tıbbiye öğrencilerinden Şükrü’ye bir mektup yazdırır :
“Anacığım kardeşlerimi askere gönderirken başına kına koyma...Zabit efendi bana sordu cevap veremedim.Kardeşlerim de cevap veremeyip mahcup olmasınlar.”
Bir müddet sonra Murat’ın anasından cevabi mektup yetişir :
“Ey oğlum , gözümün nuru Murat’ım ! Zabit efendiye selam söyle...Biz kurbanlık koçları kınalar öyle kurban ederiz.Sen dört kardeşin arasında kurbansın.Sen İsmail’sin(as).Sen orada şehit olacaksın inşallah.Kurbanlık koçlar nasıl kınalanırsa , ben de onun için senin saçını kınalayıp gönderdim.”
Ve mektup Çanakkale’de Murat’a ulaştığında , Murat’ın kınalı başı çoktan Allah'ına kurban gitmiştir bile...
Aziz şehitlerimizizin ruhları şaad olsun mekaanları cennet olsun..İDRİS EĞRİ |
İsim: |
: |
Dodurgali_idris |
E-Mail |
: |
Dodugali_idris@hotmail.com |
Şehir |
: |
ÇANKIRI |
Tarih |
: |
2010-03-17 13:29:12 |
Mesaj |
: |
S.A: TOPRAM EMEĞİNE YÜREĞİNE SAĞLIK SÜPER ANLATMIŞSIN BEN KÖYDE BULARI DİBEK DÖĞMEYİ FELAN YAPMADIM AMA SENİN ANLATMALARINLA BİR AN KENDİMİ O GÜNLERDE YAŞAMIŞ GİBİ BULDUM EMEĞİNE SAĞLIK GÜZEL OLMUŞ SAGOL SAYGILAR.İDRİS |
İsim: |
: |
dodurgali-recep |
E-Mail |
: |
dodurgali_recep@hotmail.com |
Şehir |
: |
ist |
Tarih |
: |
2010-03-14 15:20:23 |
Mesaj |
: |
Bulgur Kaynatma / Dibek Dövme
Anadolu’da güz yaklaştığında hep aynı görüntülere rastlamak mümkündür. Yaz sonlarına doğru harmandan kalkılınca kışlık yiyeceklerin tatlı bir telaşı başlar. Tatlı dedim çünkü, bu işler genelde komşularla birlikte ve çoğunlukla aynı emsal gençler tarafından yapılır. Dibek dövme de bunlardan birisidir.
Harmandan kalkılınca, mahsuller yerli yerine yerleştirilir. Sıra kış hazırlığını tamamlamak üzere mutfak ihtiyaçlarına gelmiştir. Hemen buğdaylar yıkanır, unluk ayrı, bulgurluk ayrı, keşkek ayrı, hamur işleri ayrı ve hatta tarhana için ayrı ayrı hazırlıklar yapılır. Harmanın toz duman içindeki koşuşturması bitmiştir ve bu tatlı çalışmaya sıra gelmiştir.
Bulgur, Türk mutfağının vazgeçilmez yiyeceklerinin başında gelir. O yıl kaç hak bulgur kaynatılacaksa, ambardan ayrılır ve çuvallara veya torbalara doldurulur. Sonra temiz ve bol su ile yıkanır. Daha sonra evin harmanlara yakın bir yerinde oldukça büyük bir kazan kurulur. Kazan’ın içine yeterince buğday doldurularak su ilave edilir. Altına yeterli ateş yakılarak bulgur kaynatmaya başlanır. -Bulgur kaynatmak deyimi her ne kadar tekil bir görünüm ve anlam arzetse de aslında pek çok fonksiyonu vardır. Bunlardan bulgur sadece birisidir.
Belli bir oranda kaynatıldıktan sonra kevgirlerle kazan boşaltılır ve kazanın yakınında bulunan sergiye alınır. Bir yandan bu alınan sergide kurutulurken, diğer yandan kazan yeniden doldurulur ve yine aynı şekilde kaynayınca sergiye ilave edilir. Bu iş, o yılki bulgurluk için hazırlanan buğday bitesiye kadar devam eder. Sergi ise güneşin durumuna göre birkaç gün kurumaya bırakılır. Bulgurun kaynatılması esnasında etraf düğün yeri gibi kalabalıklaşır, bulgurdan (hedik) orada toplananlara kuruyemiş niyetine ikramda bulunulur ve o yılın mahsulü ile başlayan sohbet, komşu köylerden tutunuz da günlük meşgale, yaklaşan düğünlere kadar, hatta artık sırası gelmiş olan bostan bozmaya ve salça kaynatmaya kadar konuşulur.
Bulgur adı verilen kaynatılmış buğday iyice kuruduktan sonra sıra dibek işine gelmiş olur. Bu iş de iki şekilde yapılır. Eskiden sadece dibekte dövülerek insan gücünden yararlanılırken daha sonraları ‘dik’ denen ve hayvan gücünden yararlanılarak da yapılmaya başlanmıştır.
Dibek Dövme
Sergide kuruyan bulgurun dibekte dövme işi de ayrı bir uğraştır. Köyde çoğunlukla bir tek dibek vardır. Bütün köylü bu dibekte bulgur döğer.
Dibek, değirmen taşı yapılan sağlam bir taştan yapılmıştır. Olur olmaz darbelere de aldırmaz.
Dibek önce temiz bir şekilde yıkanır. Etrafına kilimler veya yaygılar serilir. Dövülen ürünün yerlere dökülmesini ve etrafın tozundan, toprağından böylece korunmuş da olur.
Kurutulan bulgur dibeğe alınır. Hafifçe su döküp nemlendirilerek solkularla veya tokmaklarla dövülmeye başlanır. bu işi dibeğin başında daire olan gençler yapar. sıra ile vurdukça değişik bir ahenk çıkarır. Solkuların biri iner, biri kalkar. Fiziken zayıf olan gençler ise tokmakla katılırlar bu işe. Bir neşe, bir cümbüş içinde devam edip gider.
Bulgurun kepeği iyice çıkasıya kadar bu ameliye gerçekleştirilir. Sonra dibekte dövülmüş olan bu bulgur hemen yakındaki sergiye alınır. Dibek tekrar doldurulur ve ikincisi aynı şekilde devam eder. Bu kaynatılan bütün bulgurun bitesiye kadar böyle devam eder.
Sergide kuruduktan sonra da kepeği çıkarılarak torbalarla evlere alınır. Sıra bunların el değirmenlerinde çekilmesine gelmiştir.
Bulgur Çekme
Bulgur çekme hem yorucu, hem de uzun zaman alan bir iştir. Bunu önlemenin yolunu bulmuşlar: İmece.
İmece, komşuların bir araya gelerek sırsı ile birbirlerine yardımcı olarak bulgur çekme işidir.
Bulgur çektirecek kişi, imece yapacağı kişilere haber verir. Daha çok akşam yemekten sonra bulgur çekme eylemi gerçekleştirilir.
Bulgur çekmek için evin en büyük odası seçilir. Odanın tabanı örtülerle kaplanır. Bunlar daha çok sergide kullanılan temiz örtülerdir. Bunların üzerine kaç gurupta bulgur çekilecekse, o kadar el değirmeni yerleştirilir.
Bulgur / Dene çekmesi başlı başına bir olay gibidir. Çünkü bu işi genelde genç kızlar yaparlar. Kimin bulguru çekilecekse, komşu kızlarından önceden söz alınır. Daha çok akşamları bulgur çekme işine başlanır. Bazen aynı anda iki üç değirmen taşı birden dönmeye başlar ve sesi güzel olan gelinlerin ve kızların en güzel mahalli türküleri seslendirdiği anlardan birisi yaşanmaya başlanır.
Bulgur çekecek olanlar, el değirmeninin etrafında yerlerini alırlar. Bunlar en az üç kişidir ve daha da çok olabilir. Hazır olunca içlerinden usta olan birisi kaynamış buğdaydan oluşan bulguru değirmenin üst taşının tam ortasında bulunan delikten içeri avuç avuç bulguru ölçülü bir şekilde, düzenli aralıklarla koymaya başlar. Bu arada değirmenin üst taşı devamlı olarak çevrilmektedir.
Bu işlem türküler ve maniler eşliğinde çekilecek bulgur bitesiye kadar devam eder. İşte Çankırı’nın eski adıyla “Yeni Köy”, yeni adıyla “Fatih Mahallesi”nde bulgur çekerken söylenen birkaç mani:
İki tarla arası
Gavurun Ankara’sı
Aldı gitti yarimi
Zıkım çıksın parası
Kestim kaküllerimi
Yana değiyor yana,
Kız senin bakışların,
Cana değiyor cana
Altınım dört değil mi?
Kız sözün mert değil mi?
Aldım yari elinden,
Bu sana dert değil mi?
Zeytin kara ben kara,
Zeytine vermem para,
Kızınızı aldık gidiyoz,
Ağlayın kana kana.
Bisikleti aynalı
Şu oğlana varmalı
Oğlan çok güzel ama
Anası olmamalı
Sergendeki siniler,
El vurmadan iniler,
Gurbetteki yarimin,
Kulakları çiniler.
Al öğnüğün iyisi,
Bursa’da dokunuyor;
Asker m’oldun sevdiğim,
Pusulan okunuyor.
Karyolanın demiri
Babam versin emiri
Eğer babam vermezse,
Kaçmak Allah’ın emri
Yemek
Bulgur çekimi bitince hane sahibi, bu işleme katılanlara toplu yemek verir. Daha çok genç kızların ve gelinlerin toplandığı bu iş, ağız tadı ile ve şakalaşmalar arasında tamamlanır.
Sonra hep birlikte sofralar kaldırılır. Bazıları arta kalan bulaşıklarda da ev sahibine yardımcı olarak bulgur çekme işine son noktayı koyarlar.
Bulgur çekme işinin yapılacağı akşam kızlar, gelinler ve kadınlar geleceği için o gün akşam erkenden evde bulunan erkeler ya köy odasına gider, ya da köyde öteden beri sıkı komşuluk ilişkileri olduğu için komşulara dağılırlar. Evde hep kadınlar bulunmaktadır. Yemek de yenildikten sonra biraz vakitli ise sıra o günkü kurtları dökmeye gelmiştir.
Hemen evin en geniş ve müsait odasına geçerler, hatta hazırlıklı değillerse, içlerinden kim köyün düğünlerini savıyor ise onun evine birsini göndererek tefi de getirtirler ve ziller, kaşıklar meydana çıkar. Oyun faslı başlar.
Burada oynanan oyunlar genelde karşılama türündendir. Oyuna karşılıklı iki kişi çıkar. Aslında ayağım falancayla iyi tutuyor, diyerek, sitilleri uyanlar ikişerli olarak oyuna çıkarlar. Bu şenliklerde daha çok şıkıdım dedikleri oyunlar oynanır. Düğünlerde olduğu gibi oyunlar çıkarmazlar ama çok kalabalık bir ekip oluşturdularsa, orta oyunları çıkarmaktan da geri kalmazlar. Öyle ki, bu şenlikler bazen gecenin yarısını bir iki saat geçesiye kadar devam eder. Bu süre köyde düğün olduğu zaman bile bu kadar sürmez. Neşe içinde evden ayrılırlar.
sayglarımla |
İsim: |
: |
AkinciTurQ |
E-Mail |
: |
filozof1986@hotmail.com |
Şehir |
: |
istanbul |
Tarih |
: |
2010-03-14 00:54:26 |
Mesaj |
: |
S.A HEMSERİLERİM RADYOMUZ GECICI OLARAK http://18gencses18.blogcu.com/
ADRESINDEN YAYINA BASLAMIZTIR ANCAK DJLERE IHTIYACIMIZ VAR BU KONUDA BIZE YARDIMCI OLMANIZI BEKLIYORUM RECEP ABIM YAZILRIN ON NUMARA DENILCEK BISI YOK ELLERINE SAGLIK |
İsim: |
: |
dodurgali-recep |
E-Mail |
: |
dodurgali_recep@hotmail.com |
Şehir |
: |
ist |
Tarih |
: |
2010-03-13 17:09:25 |
Mesaj |
: |
DKADAR ABONEYİDİM HARAMAŞİMDİ MUSALLADA BOŞA ARAMA
BANKA VEZNELERİYOK TABUTLARIN
SÖYLE BİRAZ AVANSVERSİN ADAMLARIN
HEPDERDİMKİ SÖZÜM GECER PARAMA
TAPULAR BIRAKTIM VALİZ DOLUSU
VARİSLER ÖLMEDEN KURDULAR PUSU
NİYEGETİRMEDİM HAYRET DOGRUSU
GERCİ BAGAJLARİ YOK TABUTLARIN
GÜMÜŞ ŞAMDANLARI YOK TABUTLARIN
BİR TAKSİ TUKSAYDİ BANA ADAMLARIN
ALLAH FELSEFESİNDE CAGDASLIK MAŞA
ÜC BEŞ GÜREŞTİM PAŞA
HAYDİ BUGECEDE KACAMAK YASA
GÜMÜS ŞAMDANLARI YOK TABUTLARIN
BİRKAC MUM GETİRSİN SOYLE ADAMLARIN
HEP ASKTA KAZANDIN VERDİN KUMARA
DOLAŞMALI RAKI DAMARDA
BİRAZ AYİLDİMMİ BU SON ŞAMARDA
AMERİKAN BARİ YOK TABUTLARIN
SÖYLEDE KONİKVERSİN ADAMLARI
NERDE ŞİMDİ BEŞ YILDIZLI OTELLER
O HÜZZAM FASLINA DEM VURAN ELLER
NERDE RAKSEDEN İNCECİK BELLER
DANSÖZU ŞANTOZÜ YOK TABUTLARIN
ZİL TAKIP OYNASIN Şİ,MDİ ADAMLARIN
YAŞARKEN SEN DE BİR SAPLANTI VARDI
MİNARELERSANKİ SANA BATARDİ
SABAH EZANI TEPEN ATARDI
GORDUNYA KONFORU YOK TABUTLARIN
SÖYLEDE BİR DOSEK VERSİN ADAMLARIN
HANİ KURANDİYEN SENCE YOBAZDİ
HANİ O YOBAZA HER ZULUM AZDI
AZ ÖNCE MEZARCI YERİNİ KAZDI
İMDATDÜGMELERİ YOK TABUTLARIN
ÜZÜLME KURTARIR SENİ ADAMLARIN
NEKADAR BUYUKTU DİNDARA KİNİN
HACIYA HOCAYA UZARDI DİLİN
KONUSSANA MEFTA BİTTİNMİ
OKSUCEN TÜPLERİ YOK TABUTLARIN
SÖYLEDE BİR NEFES CEKTİRSİN ADAMLRIN
UYANDIM DİYORSUN LAKİN BOSUNA
GORDUNMU BAKMİYORLAR GOZ YASINA
EY MEVTA KALDINMI YALINIZ BASINA
CUMUK YASALARI YOK MEZARIN
SÖYLE BİR AVKAT TUTSUN ADAMLARIN
KIRAL OGLU BESTELEMİS
YAZMASIDA KALMİS BİZLERE |
İsim: |
: |
dodurgali-recep |
E-Mail |
: |
dodurgali_recep@hotmailk.com |
Şehir |
: |
istanbul |
Tarih |
: |
2010-03-13 10:42:23 |
Mesaj |
: |
M akif ersoy mekanin cennet kaprin nurla dolsun |
İsim: |
: |
dodurgali-recep |
E-Mail |
: |
dodurgali_recep@hotmail.com |
Şehir |
: |
istanbul |
Tarih |
: |
2010-03-13 10:39:20 |
Mesaj |
: |
İstiklâl Marşı
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl! |
İsim: |
: |
Dodurgali_idris |
E-Mail |
: |
Dodurgali_idris@hotmail.com |
Şehir |
: |
ÇANKIRI |
Tarih |
: |
2010-03-07 17:35:43 |
Mesaj |
: |
S.A: BİLADERİM SÜPERSİN ELİNE YÜREĞİNE SAĞLİK ÇOK SÜPER OLMUŞ YAŞLI ADAM VE OĞUL NASHAT İKİSİDE BİR BİRİNDEN SÜPER 10/ÜZERİNDEN/100 AZDIR KARDEŞ SAGOLASIN ALLAHA EMANET OL İDRİS EĞRİ |
Ziyaretçi Defterine yazi Yazabilmek için Lütfen Üye Girişi yapınız...
|
|
| Tarih |
|
|
|
|
1 |
2 |
3 |
4 |
5 |
6 |
7 |
8 |
9 |
10 |
11 |
12 |
13 |
14 |
15 |
16 |
17 |
18 |
19 |
20 |
21 |
22 |
23 |
24 |
25 |
26 |
27 |
28 |
29 |
30 |
31 |
|
|
| Günlük Burç |
|
|
Burcunuzu seçip, günlük falınızı okuyabilirsiniz.
|
|